15 Ocak 2012 Pazar

BATI TRAKYA'DAKİ OSMANLI ESERLERİNİN YOK OLMA NEDENLERİ....

Uzun bir aradan sonra,tekrar oturdum ve gördüğüm yanlışları yazmak istedim.
Üniversiteden mezun olduğum tarihten bu güne kadar 5 yıl geçti. Bu beş yıl içerisinde Batı Trakya genelinde yaptığım çeşitli araştırmalarda,yaptığım gözlemlerde,incelediğim köylerde ve şehirlerde maalesef çok üzücü manzaralarla karşılaştım.
Tarihimizin bir senedi niteliğindeki değerlerimizin nasıl bu hale geldiğini ve yok olduğunu araştırdığımda ise; bizim tarihimizin bir parçası olan bu eserlerin nasıl korunacağı hakkında azınlıkta uzmanların olmaması, yetişen  uzmanlara sahip çıkılmaması, yapılacak bilimsel çalışmaları bilim adamları yerine,alaylı araştırmacıların yapması,eserler hakkında bilimsel çalışmalar yaparak bu yapıların restorasyonu hakkında gerekli devlet kurumlarının bilgilendirilerek bu yapıların restorasyonlarının yapılmasını sağlayacak yeterli bilim adamlarına gerekli desteğin verilmemesi gibi bir çok sebep sıralanabilir.
Araştırmalarım sırasında gözlemlediğim önemli bazı eksiklikleri sizlerle paylaşmak isterim.
Cami ve mescitlerin restorasyonu sırasında yapılan uygulamaların,ne kadar doğru olduğu,bu uygulamanın orjinal yapıya ne kadar zarar verdiği veya tamamen yok ettiği kimse tarafından umursanmaması, iki yüz yıllık yapıyı yıkarak yerine yeni bir yapı yapmak ne kadar doğru bu tartışılması gereken önemli bir konudur.
Mimari yapılara uygulanan yapı ilaveleri bu yapının eski görüntüsünü ne kadar etkilediği ve yapılan ilavenin eski mimari ile ne kadar uyumlu olup olmadığı tartışılması gereken önemli bir konudur.
Üzerinde kitabe olan eserlerin kitabelerine uygulanacak olan restorasyon veya bu kitabenin temizlenmesi işlemleri bilgisiz kişiler tarafından yapılmamalıdır.Bu işlerde uzman olan kişilerce yapılması gereklidir.Maalesef Batı Trakya genelinde yapılan bu çalışmaların büyük bir kısmı uzman kişilerce yapılmamaktadır.
Yaptığım araştırmalar sırasında bazı köylerde mezar taşları yıllarca otluk arazide kaldıklarından dolayı yoğun bir yosun tabakası ile kaplıdır.Bazı araştırmacılar bu taşların üzerindeki yazıların daha kolay okunabilmesi için,üzerlerine 'KİREMİT' sürterek  taşları temizleme gibi son derece yanlış bir uygulama ile taşraları yıpratmaktadır.Taşa taşla müdahale edildiğinde,yıllar içinde zaten hassas hale gelen bu taşlardaki yazılardan parça kopma ihtimali çok büyüktür.Bu yapılan uygulamanın sonunda kopan parçalar üzerindeki kitabenin yanlış okunmasına ve gelecek nesillere yanlış bilgiler aktarılmasına sebebiyet verecektir.
Yapılacak uygulamalar ancak bu işlerde eğitim almış kişilerce uygulanmalıdır.Aksi takdirde bu eserler yıllar içinde yok olacaktır.
Bir diğer yapılan yanlış ise Batı Trakya'daki Osmanlı dönemi eserlerin tanıtılmasındaki eksikliğimizdir.
Bu tanıtma işini kimse yanlış anlamasın,yurt dışındaki Üniversitelerdeki akademisyenler,yaptıkları bilimsel yayınlarla eserlerimizi gayet iyi tanıtmaktadırlar. Önemli olan bu eserleri Batı Trakya'nın kırsal alanda yaşayan kişilere tanıtmaktır.Bu tanıtım işini bir Otelin konferans salonunda veya kongre merkezlerinde değil, bu eserleri köylere giderek  yaşadıkları bölgenin özelliklerini halka anlatarak, kırsal kesimlerdeki halkı bilgilendirilmelidir.
Bu eserlerin ilk okul ve orta okullarda ders olarak verilmesinin çareleri araştırılarak, kesin çözümler bulunmalıdır.Bunun içinde 'alaylı' araştırmacıların yaptığı amatör araştırmaların yerine,bilim adamlarının yaptığı araştırmalara önem vermemiz gerektiği kanısındayım..



29 Ekim 2011 Cumartesi

DERBENT (AVANTAS) KÖYÜ KALESİ



Derbent(Abantas ) Köyü Dedeağaç kasabasının  10  km kadar kuzeyindeyer alan eski bir Osmanlı karakol köyüdür.
Günümüzde Derbent köyü Avantas ismini almıştır.

 
Kale köyün 2 km güneyinde bölgeye hakim bir tepenin üzerindedir.
Kalenin 3 tane gözetleme kulesi günümüzde ayaktadır.
Kale 1430 tarihinde yapılmıştır.

Yunan kaynakalrına keleyi (ΓΑΤΕΛΟΥΖΩΝ)GATELUZON'lar yaptırmıştır.
GATELUZON'LAR (ΓΑΤΕΛΟΥΖΩΝ) Bizans Kralı 5.  Ioannis'in kız kardeşi Maria'nın eşi ΦΡΑΓΚΙΣΚΟY(FRANGİSKU) ilk Gateluzostur.


Gateluzoslar Lesbos(Midilli)adasında hayatlarını sürdürmüşlerdir ve Dedeağaç'la uzaktan yakında bir bağlantıları yoktur.Bu sebepten dolayı bu kaleyi yaptırmaları uzak bir ihtimaldir.Bu kale konumu ve yanındaki Derbent köyü ile ilişkilendirildiğinde Osmanlı karakol  kalelerinden bir tanesidir.
Kale günümüzde harabe durumundadır.Surları tamamen yıkılmış.ayakta kalan üç kulesi yıkılmaya yüz tutmuş bir haldedir.



Bölge tarihi açıdan çok önemli bir yerdir.Kalenin 2km kuzey batısında dağların içinde Bizans dönemi bir kaya manastırı vardır.Tarihi açıdan çok zengin bir bölgedir,nehir kenerinca uzanan ulu çinar ağaçları insanı tarihte bir yolculuğa çıkarır.


3 Mart 2011 Perşembe

KAYALI MEDRESESİ VE CAMİİ (GÜMÜLCİNE)



1142-1730 yılında Dersaadet (İstanbul)’da
müderrisi Hacı Zekeriya Efendi tarafından cami, medrese ve öğrencilerin kalması için bir
ilave kısımı yaptırmıştır. Medresenin iç avlusunda.
Debbağ Hacı İbrahim tarafından yaptırılmış bir de çeşme vardır. Medresenin camisi bugün
kullanılmaktadır.




OKUNUŞU:
Rıza-i Bâri içün yaptırıp bu câmii
Böyle tefekkür kıldı Hacı Zekeriya Efendi
Müştemilâtı medresede talebe-i ulûm hem
Zîrâ ki kendisi Derseâdet müderrisindendi
İhlâs ile yâd itsün mü’minin tarih-i tamam
“Şükren Lillâh bu da Rabb’ül-âleminden oldu”
Sene 1142 / 1730

ANLAMI:

Hacı Zekeriya Efendi Allah rızası için bu camii yaptırıp,
hatırlanmak istedi.
İlimle meşgul olan öğrenciler içinde bir ilave kısım yaptırdı.
Mü’minler gönülden gelen saf bir arzu ile yad etsinler diye tarih
düşürüldü.
Bütün bu yapılanlar çok şükür Cenab-ı Hakkın yardımıyla oldu.





OKUNUŞU:


Sâhib’ül-hayrât ve’l-hasenât ve râğib’ul-cenneh ve’d-derecât
merhum Debbâğ
el-hâc İbrâhim bin el-hâc Hasan Kabakçı Debbâğ el-hâc Ahmed
bin Hasan hayrâtıdır. Hak teâli kabul eyleye âmin
Sene 1235 H. / 1819 M.

ANLAMI:

Hayrat ve hasenat sahibi ve cennette derece kazanmak arzusu ile
merhum Debbağ Hacı İbrahim’in hayratıdır ki, Hasan oğlu Debbağ Hacı Ahmed oğlu Hasan
Kabakçı’dır.

Haziresinde bulununan mezar taşları:

1 NOLU MEZAR TAŞI:

OKUNUŞU:
El-Fâtiha
Merhum ve mağfûrunleh Zekeriya
Efendi bin Ahmed
Tahtabaşı ruhu içün
Sene 1342 H. / 1923

ANLAMI:
Allah günahlarını affetsin rahmetli Zekeriya Efendi’nin oğlu
Ahmed Tahtabaşı’nın ruhuna Fâtiha.


2 NOLU MEZAR TAŞI
Mermer üzerine camii kabartması ve barok tarzı süslemelerle yapılmış bir taştır yazı olan kısmı toprak altında kaldığından okunamamıştır.

HAZİREDE 10 NA YAKIN MEZAR TAŞI MEVCUTTUR.
KAYNAK:BERRİN YAPAR.


7 Şubat 2011 Pazartesi


                    MENETLER KÖYÜ MÜTEVELLİ  HEYETİ BASKANI VE KÖY İMAMI
                                  CAMİNİN HAZİRESİNDEN BİR GÖRÜNÜŞ
                                   CAMİNİN AVLUSUNDA ESKİ BİR KUYU BİLEZİĞİ
                               ESKİ ZAMANLARIN HATIRALARI KUYU BİLEZİKLERİ
                       HAZİREDE OSMANLI DÖNEMİ MEZAR TAŞLARINDAN BİR TANESİ
                           ÜZERİ KABARTMALI VE BOYALI BİR MEZAR TAŞI
 CAMİNİN KÖPRÜSÜNDE BULUNAN İLK TAMİR TARİHİNİ BİZLERE ANLATAN TEK YAZILI BELGE 1826 YILINDA AMELE LENGERLİ OĞLU İSMAİL.SAHİP VE MALİK HATİP İSMAİL
SENE  1241  R.

HAZİREDE 230 TANE MEZAR TAŞI BULUNMAKTA.

Cami hazireleri nedir?
Hazire camii,tekke,türbe mescid gibi dini yapıların yan taraflarında olan ve genellikle o bölgenin önde gelenlerinin mezarlarının bulunduğu mezarlıklara verilen isimdir.Bu mezarlıklarda genelde varlıklı kişilerin mezarları olduğundan buradaki taşlar sanat eseri niteliğindedir el işçiliğinin en güzel örneklerini bulmak mümkündür.
Uzun bir zamandır yaptığım gözlemlerimde malesef Batı Trakya köylerindeki hazireler bakımsız bir durumda buradan sizlere örnek bir hazireyi Menetler köyü camii haziresini anlatmak istiyorum.
Menetler köyü Sirkeli köyünün 4 km. doğusunda yer alan bir tepenin üzerine kurulmuş bir köydür.
2001 sayımlarında 374 kişilik nufusa sahiptir.
Menetler imamı ve mütevelli heyeti baskanı Ali bey köy imamı ile  yaptığımız görüşmede cami ve hazirenin bugünkü görüntüsünü alması için bütün köylü birlik olarak gereken temizliği ve düzenlemeleri  yapmışlar,haziredeki eski ağaçları kurudukları  için 2005 yılında keserek hazirenin tamamına cam ağaçları ekerek bugunkü haline getirmişler,cami imamı gereken temizliği ve bakımı devamlı yapmakta olduğunu belirtirken atalarımıza olan saygıyı ve gereken değeri verdikleri dile getirdi.
Mütevelli heyeti baskanı yapılanları  el birliği ile gerçeklesitirdiklerini toplum birlik olursa yapamıyacakları birseyin olmadığını dile getirdi.
Bizlerde kendileri kutluyoruz.
Batı Trakya'da böyle güzel ve bakımlı Camileri görmek bizleri cok amam çok mutlu etmekte.
Gümülcine Eski Camii'nin Haziresine Tuvalet yapma gafletinde girişiminde bulunanlara örnek olması dileklerimle,Camilerimiz ve bahceleri bakımları ile topluma örnek olması gereken yerlerdir.

ARTIK BİZLERDE YAPTIKLARIMIZLA VE YAPACAKLARIMIZLA TOPLUMA ÖRNEK OLMALIYIZ.
AZINLIK ÖNDE GELENLERİ VE DİN GÖREVLİLERİ BİR AN ÖNCE BU İŞLERE EL ATARAK CAMİLERİMİZE GEREKEN DEĞERLERİ VERMELERİ DİLEKLERİMLE....








1 Ocak 2011 Cumartesi

'GÜMÜLCİNE CAMİLERİ VE HAZİRELERİ' KİTABININ BASIM HİKAYESİ..





Batı Trakya'da bir kitap yayınlamak veya yayınlatmak ne kadar zormuş.
Gümülcine'nin büyük camileri ve bu camilerin hazirelerindeki mezar taşlarını, iyi tanıdığım bir arkadaşımın yıllar önce üniversite bitirme tezi olarak hazırladığını duyduğumda çok şaşırmıştım.
İlk iş olarak bu tezi incelemek istedim yazar arkadaşım Orhan İsmail'den izin alarak tezi incelemek için yerel bir dergiden aldım.
İnceledikçe hayran kaldım,1999 yılında yazılmış fakat tozlu raflarda yılarca oradan oraya atılmış.
On yıldır neden basılmamış?
Neden kimse dikkate almamış?
Çok şaşırmıştım bir çok kişinin yıllardır önlerinden geçerek hayranlık içinde baktıkları el işi mezar taşlarını türkçeleştirmek ne kadar güzel, böyle bir eserin neden yıllardır kitaplaştırılmadığı beni çok üzdü.
Orhan'la görüşerek ben bu eseri kitaplaştırmak istiyorum dedim,yayın için  gerekli herşeyi benim sağlıyacağımı
anlattım.Orhan arkadaşıma çok ederim bu eserin yayınlanmasına izin verdi.
İlk iş olarak yayınlıyacak bir kurum bulmak gerekliydi.Temsilcisi bulunduğum BATTAM(Batı Trakya Türkleri Araştırma Merkezi)başkanı değerli hocam sayın Dr.Özkan Hüseyin'e konuyu açtım.Kendisine sonsuz şükranlarımı suyorum hiç tereddüt etmeden böylesine değerli bir çalışmayı BATTAM adına basmayı kabul etti.
Sırada bir sonraki aşama vardı.Bu kitabın basımı için gerekli parayı bulmak.
Yunanistan'da 2010 yerel seçimleri zamanıydı.
Bir tez geldi aklıma seçim zamanında birbirlerine rakip olan adaylar azınlık tarihi konularına gelince ellerinden gelen desteği vererek birlik içinde hareket edeceklerini ve konu tarihi değerlerimiz olunca bir araya gelebileceklerini göstermek ki öylede oldu...
Sirkeli merkezli Kozlukepir Belediyesi başakan adaylarını tane tane ziyaret etmeye başladım,elimde basılacak olan kitabın taslağı,birer birer kapılarını çaldım.
Ziyaret sebebimi arz edince hepsi canı gönülden ellerinden gelen desteği verdiler ve kısa  bir sürede basılması için gerekli parasal desteği toplamayı başardım.
Bu esnada yaptığımız işten rahatsız olan bazı çevreler olmuş ki yazar arkadaşı arayarak gereksiz ve bir o kadar küçültücü sözlerde bulunmuşlar 'Sen Dilencimisin,neden belediye başkanı adaylarından ve siyasilerden yardım dileniyosun biz senin kitabını basacaktık' falan filan bunu burada acıklamak istiyorum.Aynı zamanda kendilerini kınıyorum.
Orhan İsmail hiç kimseden bir yardım bir parasal destek istemedi.
Ben istedim ve konu Batı Trakya ise yine isterim gerekirse cami avlusuna mendil açarım.
Eleştirecekseniz beni eleştin veya gölge etmeyin yeter.
Beni üzense bunu yine azınlıktan birilerinin yapmış olması.Madem basacaktınız on yıldır kıtap elinizdeydi nereye bakıyodunuz,elinizden gidincemi kıymetli oldu?
Şimdi beni düşündürense Gümülcine'de bir kitap tanıtım günü düzenliyeceğiz.
Bu kitaptan gelecek gelirle Gümülcine'ye bir Bilimsel Araştırma Merkezi kurmak istiyoruz.
Bundan rahatsız olacak kişilerin tanıtımımıza engel olma girişimleridir.
Bakalım başımıza neler gelecek,
Benim amacım Batı Trakya halkına gercek anlamda siyasi olayların dışında tamamen bilimsel ve kültürel çalışmalar yaparak toplumu bilgilendirmektir.
Öncelikle büyüklerimizin artık anlaması gereken çok önemli birşey var.
Artık Batı Trakya'da her türlü bilimsel arastırmayı yapacak seviyede arkadaşlarımız vardır.
Yurt dışından araştırmacı ithal etmenin zamanı çoktan geçti, artık at gözlüklerini çıkarak etrafımıza bakmalı ve (sadece kendi akraba ve yakınlarımız dışında)bu işleri gerçek anlamda başacak ve meraklı kişileri seçerek araştırma yapma olanağı sağlanmalı ve destek olunmalıdır,yaşı 70 olmuş lise mezunlarından medet ummak ancak başarısızılıkla sonuçlanacak veya hiç sonuçlanmıyacak işler yapmaktan başka birsey olmıyacaktır.
Basına ve halkımıza kitabımıza göterdikleri ilgi için çok teşekkürler.
Özellikle
Yeni Sirkeli merkezli Kozlukepir Belediye başkanı:İbrahim Şerif  ve ekibine
Eski Kozlukepir Beledisi başkanı:Halit Mehmet ve ekibine
Toplumsal Olusum Başkanı Saadettin Şakir Hüseyin HARİÇ tüm Toplumsal Oluşum ekibine
Vali yardımcıları:Mehmet Devecioğlu ve Muzaffer Muhterem 'e
İş adamı Ayfer Kaşif'e
Eczacı Salih Kamil'e
Kapak Fotoğaraflarında Özer Mümin'e
Kapak tasarımda:Yeliz Kadir'e
Bu eserin basılmasını sağlayan değerli Başkanım Hocam Sayın Dr ÖZKAN HÜSEYİN'e
Ve değerli nişanlım Zuhal Hüseyin'e o olmasaydı bu kitabın basımını gerçekleştiremezdim.
Ve ve tarihine sahip çıkan herkeze sonsuz teşekkürler.........

27 Eylül 2010 Pazartesi

BATI TRAKTA’DA BİR İLK HERKESİN GÖNLÜNDE OLAN FAKAT HİÇ KONUŞULAMIYAN KONU!!!!!! ‘AZINLIK TARİHİ VE KÜLTÜRÜ MÜZESİ’



BATTAM’ın önderliğini yaptığı tarihi bir proje.

Uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim,bu süre içinde azınlığımızı ilgilendiren çok güzel bir araştırmayı bitirdim.Aldığım eğitimin önemli kısmını oluşturan müzecilik bana  azınlığın en büyük eksiklerinden ve en önemlilerinden bir tanesi  olan azınlık kültürünü dünyaya tanıtacak bir ‘ETNOGRAFYA MÜZESİ’…….
Neden, AZINLIK TARİHİNİ VE KÜLTÜRÜNÜ gösterebileceğimiz bir müzemiz yok?.
Uzun araştırmalar ve görüştüğüm bir çok uzmanla yaptığımız incelemeler sonunda bu konuda daha önce çalışmalarda bulunmuş akademisyenlerle yaptığımız incelemeler sonunda  AZINLIK TARİHİ VE KÜLTÜRÜ MÜZESİ yapılmasında hiçbir engel bulunmadığını sizlere bildirmekten gurur duyarım.
Bu aratırmalarımız sonunda hazırladığımız  proje BATTAM(Batı Trakya Türkleri Araştırma Merkezi)tarfından destek buldu ,bu güzel girişimi destekliyerek uluslar arası platformda duyurdukları için ve sonuna kadar desteklerini bizlerden çekmiyeceklerinin gazantisini vermişlerdir.
Bu güzel girişime destek verecek azınlık basını,azınlık dernekleri ve azınlık önde gelenleri,coğunluk basını,coğunluk kurumları ve bütün azınlık mensuplarının bilgisine saygılarımla sunarım.
Çok kültürlü bir bölgede yaşadığımızdan dolayı  çocuklarımızın kendi kültürünü tanımasını ve unutmamasını sağlıyacak çok önemli bir sosyal projedir.
Bölgeyi ziyaret eden yabacılara,resmi misafirlere,Yunanistan ve dünyanın dört bir tarafından gelen tüm ziyaretçilere kendi kültürümüzü görsel olarak gösterebileceğimiz,anlatabilecemiz,atalarımızın nasıl yaşadığını, neler yaptığını,neler giyfiğini,hangi aletleri nasıl kullandığını,ve bunlara benzer onlarca etnografik mirası tüm dünya ile paylaşma olanağımız olacaktır.



Peki nedir Etnografya biraz bu konuda bilgi verelim.
Etnografya:
 Etnografaya geçmiş  zamanlarda belirli bölgelelerdebelirli bir kültürün parçası insanların yaptıkları ve günümüzde yapımları tamamen yok olmuş veya yok omak üzere olan aletler,giysiler,günlük hayatta kullanılan  eşyaların nasıl yapıldıklarını,nasıl kullanıldıklarını,ne işe yaradığını  anlatan bizlere atalan bilimdir.
Etnografya müzesi nedir?
Belirli bir bölgede belirli bir kültürün nasıl yaşadığını,neler yaptığını, bizlere görsel olarak anlatan, o toplumun kullandığı eşyaların,kullanıldıkları dönmelerde nasıl yapıldığını ustaların nasıl ve ne aşamalardan geçirilerek son haline getirildiği gösteren müze türüdür.
Batı Trakya’da neden bir etnografya müzesine ihtiyaç vardır?
Batı Trakya Türk azınlığı gelişen dünya düzeni ve teknolojik yeniliklerin içerisinde,geleneklerini,göreneklerini,örf ve adetlerini derneklerde düzenlenen çeşitli etkinliklerin dışında ata kültürünü unutmaya başlamıştır.Bu gelenekleri ve yöremizdeki geçmiş dönem yaşam biçimlerini yansıtacak, Batı Trakya Türk Kültürünü tanıtacak bir etnografya müzesine ihtiyaç vardır.
Bölge kültürünün tanıtımına yardımcı olacak ve dünya toplumlarıyla aramızda görsel bir bağ kuracak olan AZINLIK TARİHİ VE KÜLTÜRÜ MÜZESİ  yetişen gençlerimize,bir zamanlar Batı Trakya’daki hayatın nasıl olduğunu,insanların nasıl çalıştıklarını,sosyal yaşamlarını, ev hayatlarını,yöresel kıyafetlerini,kullandıkları eşyaları,tanıyarak atalarının yaşam biçimlerini unutmamalarını sağlayacaktır.

Batı Trakya Türk azınlığının kendine özgü bir kültürü ve yaşam birçimi vardır.Bu kültürün içinde gönümüzde yok olmuş kilim-kumaş dokumacılığı,ahşap işciliği(tahta kaşik,yatık,yayık v.s.),eski çiftçilik aletleri(kara saban,döven v.s),dönemin giysileri ve bunlara ekleyebileceğimiz yok olmaya yüz tutmuş kültür miraslarımız.
Bu miraslarımızı  gençlerimize, çocuklarımıza,Batı Trakya’yı ziyaret misafirlere,bilim adamlarına,  kısacası tüm dünyaya tanıtacak,yılın her zamanı ziyarete acık bir kurum olarak hizmet verecek,ata kultürümüzün devamını sağlıyacak dönemlik kurslar düzenliyerek yok olmasını engellemek için bir müzeye ihtiyaç vardır.
Gelecek kuşaklara kültürümüzü aktaracak ve bizleri daha gelişmimiş bir toplum haline getirecek bu sosyal projeyi sizlerin bilgisine sunmaktan gurur duyarım.

15 Eylül 2010 Çarşamba

ÖNEMLİ DUYURU

Değerli dostlar sizlerle çok üzüldüğüm bir haberi paylaşmak istiyorum.uzun bir zamandır üzerinde çalıştığım ve sonunda tamamladığım Azınlık Tarihi ve Kültürü Müzesi projesine BATTAM destek verdi ve yayınladık bu projeye Yunanistan dışından ve azınlık halkından çok fazla destek geldi,BATI TRAKYA AZINLIĞI BASINI malesef bu konuda hiç destek vermedi çok üzücü bugün aldığım üzücü haberler arasında bu projenin yayınlandıktan sonra , bu konunun neden azınlık basınında yer almadığını belgeler nitelikte bir haber duyum aldım, bazı dernek kolları sessizce bazı derneklerin içinde bir odada müze oluşturmak için çabalar içindeymiş,bu proje hırsızlarını esefle kınıyorum.Ayrıca bu proje tamamen benim hazırladığım ve onaylattığım bir projedir.Ayrıca bir müze yapmak cocuk oyuncağı değildir,bir kültürü bir odada anlatamassınız,yaptığım araştırmalarda herhangi bir dernek vakıf içinde oluşturulmuş sergi salonları müze olarak değerlendirilemez.Bu tarz salonlar hedeflere ulaşmakta yetersiz kalacaktır.Ancak başlı başına tek bir yapı müze olarak kullanılırsa o  toplumun bütün özelliklerini sergileyerek insanlara doğru bilgiler aktarılabilir.Biz Batı Trakya  Türk azınlığının kültürünü en iyi şekilde sergileceğimiz bir müze için ilk adımları attık gelin bu konuda birlikte çalışalım ve ortaya uzun yıllar kalacak güzel bir eser çıkaralım.Bu  da  hırsızlıkla ve başkalarının emeklerini fikirlerini çalarak olmaz. Bu emek ve fikir hırsızlığıdır.
Ya destek olun yada gölge yapmayın başka  birşey istemiyoruz,bu konuda yapılan calışmalar hakkında bilgi almak ve bu projede yer almak isteyen arkadaşların benimle irtibata geçmeleri rica olunur.


BU SAYGISIZLIĞI ESEFLE KINIYORUM
ARKEOLOG
ÖZCAN HÜZEYİN NURİ.